30' UNCU GÜNÜN ARDINDAN

Sözde Hatırlananlar


Sözde Hatırlananlar


Bundan 22 gün önce 2000’li yıllara sizlerin tabiri ile “ Milenyum Çağına ” girdik. Yine güzel şeyleri hayal ettik, yine güzel temennilerde bulunduk. Lakin bir şeyleri unuttuk veya göz ardı ettik. Sanırım unutmaya göz ardı etmeye hala devam edeceğiz gibi. Ama eminim ki birazdan okuyacağınız yazıyı yıllar sonra tekrar okuduğunuzda birçok şeyin yıllar geçmesine rağmen değişmediğini göreceksiniz. Hatta bazı şeylerin daha da kötü bir hal aldığını göreceksiniz.


Bugün ramazan bayramının son günü (21 Ocak 1999 Perşembe) Ramazanda sözde hatırlananlar yarın tekrardan unutulacak. Sözde hatırlananların birçoğunu 11 ay boyunca unutacağız. Ne kapılarını çalacağız. Nede gösterişli sofralarımıza davet edeceğiz. Sözde hatırlananlar 11 ayın biran önce geçmesini beklerken. Bizler zevki sefa içinde yaşamımızı sürdüreceğiz. Dolaplarımızda tıka basa eşyalar… Gardıroplarımızda kat kat elbiseler… Ayakkabılıklarımızda renk renk ayakkabılar… Çatısı akmayan, penceresi soğuk geçirmeyen, kaloriferli dairelerde rahatımıza bakacağız.

Bilmem farkında mısınız?

- Sözde hatırlananların birçoğunun 11 ay aç ve açıkta kaldığını…

- Sözde hatırlananların birçoğunun 11 ay yamalı elbise giyindiğini…

- Sözde hatırlananların birçoğunun 11 ay boyunca yırtık ayakkabısını kunduraya tamire verdiğini…

- Sözde hatırlananların birçoğunun çok yağmur yağmasın, çatımız akmasın diye dua ettiğini…

- Sözde hatırlananların birçoğunun evimizin penceresinden soğuk rüzgârlar girmesi diye haykırışlarını…

Sözde hatırlananlar yılda sadece 1 ay mı hatırlanacak? Sonra 11 ay kaderlerine mi mahkûm edilecek? Peki, paylaşmak diye bir şey yok muydu bizim kitabımızda? Ya empati kurma diye bir yeteneğimiz? Ya böbürlenerek övünerek, anlattığımız iyilikleri 1 ay boyunca oradan oraya aktaran ayaklı gazetelerimiz. Sizler sadece ramazandan ramazana mı baskıya giriyorsunuz?
    
Bakıyorum da birileri saraylarında, villalarında bir ay boyunca gündem olmak için köşe kapmaca oynarken; sonrasında yaz tatili için il il, ülke ülke gezme planları yapıyor. Ya komşu hacı amca, hacı teyze sizlere ne demeli. 3’üncü 4’üncü kez hacca umreye gitmek için planlar yaparken... Yanı başınızda birkaç adım ötenizde komşularınız açta açıkta kalırken, üzerinde yamalı eski elbiselerle, yırtık ayakkabılar ile dolaşırken; gece yastığa başınızı koyduğunuzda hiç düşündünüz mü?
   
Düşünüyorum da bazen ben mi yanlış bir şeylere inanıyorum, yoksa birileri inandıklarını kendi menfaat ve çıkarları için mi uyarlıyor? Gerçekten merak ediyorum. Biri bana bir açıklama yapsın. Bu işin sonu nereye gidecek? Yılda bir ay sözde hatırlananlar, Çöp tenekelerinin etraflarında acaba bir ekmek parçası var mı diye dolaşırken; birileri dur diyebilecek mi?

Merak ediyorum! Bizlere toplumsal yardımlaşmayı ve dayanışmayı öğretenlerin ağzından düşmeyen “ Paylaşmayı bilin, paylaşırsanız çoğalır ” diyenlerin bir dünya telaşı almış başını gidiyor. Birilerini ezmeyi, birilerini unutmayı, biraz daha fazla kazanmak için her şeyi mubah gören zihniyetlere sesleniyorum.

- Nereye kadar?

- Hala yetmiyor mu?

- Ne zaman doymayı düşünüyorsunuz?

- Başka zamanlarda da paylaşmayı düşünüyor musunuz?

- Kurduğunuz şaşalı sofralara kaç kez daha “ Sözde Hatırlanan ” insanları davet etmeyi düşünüyorsunuz?

Biliyorum, belki bu konuştuklarıma yazdıklarıma kızanlar olacak. Bu konuştuklarım bu yazdıklarım belki burada unutulup gidecek. Yıllar geçse de birileri unutulmaya devam edecek. Birileri yıllar geçse de bu hayatta yaşam mücadelesi vermeye devam edecek. Yine birileri daha fazlası için; ezecek, unutacak, hatırlamayacak.

Doktor Hayat / 21 Ocak 1999 Perşembe / ÇANKAYA

Günlüklerimi dijital ortama aktarırken birden bu yazıya sıra geldiğini gördüm. Tam 16 yıl sonra yeniden yazıyorum. Evet, hiçbir şey değişmedi, değişeceğe de benzemiyor. Yine çöp kutularının kenarlarında bir ekmek parçası var mı diye arayanlar… Yine sokaklardan, oralardan buralardan topladığı eski ne varsa giyer idare ederim diyen “ Sözde Hatırlanan ” insanlar.

Yine birileri dini pazarlayarak 30 günde milyarları götürecek… Yine birileri alacağı yatların, katların hesabını yapacak… Yine birileri saraylarında, villalarında 30 gün boyunca zengin eş ve dostlarına yemekler verecek.

İki sokak ileride kimselerin görmediği “Sözde Hatırlanan” insanlar hayat mücadelesi vermeye devam edecek. Yemek yediğimiz lüks mekânların çöp poşetlerinde yine birileri ekmek aramaya devam edecek.  Birileri ise yüksek kürsülerden nutuklar atacak.


Ne paylaşmayı biliyoruz ne paylaşabilmeyi becerebiliyoruz. Düşünemiyoruz belki düşünmeye bile fırsat bulamıyoruz. Birkaç sokak ötemizde belki yanı başımızda unutulmamayı bekleyenler var.


Doktor Hayat / 20 Temmuz 2015  / Sözde Hatırlananlar

Post A Comment
  • Blogger Comment using Blogger
  • Facebook Comment using Facebook
  • Disqus Comment using Disqus

12 yorum :

  1. Ne acı ki haklısınız , hala güncel tüm eksilerimiz ve insanlığımıza dair eksikliklerimiz..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için Teşekkür ediyorum. GRİ K.

      Sevgi, Saygı ve Hürmetlerimle

      Sil
  2. ÖNCELİKLE Hayat Güzel kardeşime; hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyorum...!
    İsyan etmek; Yüreğin feryadının,aklın sesini bastırmasıdır...!? Yani vicdanınızın aklınızı yenmesi demektir...!?
    Küresel açlık sadece ülkemizin değil; tüm dünyanın problemidir..!?
    Zira yedi milyar dünya nüfusunun ,bir milyarı açlık sınırı altında gelirle yaşamaya mahkum edilmiş,sekizmilyona yakın insan da yoksulluğa esir durumdadır...!
    Bunun sebebi doğanın bize niğmetlerinin yetmemesi değil; veya bir çok kişinin israf deyince aklına gelen çöpe atılan ekmekler de değil..! Keşke bu kadar basit olsaydı bu açlığın çözümü...!
    DÜNYADA AÇLIĞIN VE BUNA BAĞLI SOSYAL ADALETSİZLİĞİN VE İNSANİ DUYGULARININ YOK OLMASININ İKİ TEMEL SEBEBİ VAR....!?
    1) KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ....!
    2)EMPERYALİST ÜLKELERİN KIŞKIRTMASIYLA OLUŞAN BÖLGESEL ÇATIŞMALAR (SAVAŞLAR)....!?
    Bunun dışında çoğalan nüfus ve doğal kaynakların tahrip edilmesi..!
    Bu tahribata kör bakan ve amacı açlığı önlemek değil,silaha yatırım yapmak,savaş çıkarmak ve gıdaları savaş olarak kullanmayı vazife edinmiş...!?
    Çok geniş bir konu bu ,üzerine kitaplar yazılmış (Küresel açlık sorunu ve sosyal adalet (Aysel Doğan) bir konu ...!? Ama ben kreşe olmuş ve yukarda anlattıklarımı beyni ile değil sadece gözleri ile okuyanların da olacağını tahmin ettiğim için özet olarak; DÜNYADAKİ AÇLIK VE SEFALETİN NEDENİ YOKSULLARI, DOYURAMAMAK DEĞİL; ZENGİNLERİ DOYURAMAMAKTIR...! DİYOR....SONRA KLASİK DUYCAN'IN 'SİNİ EKLİYOR VE SEVGİ SAYGILARIMI ARZ EDİYORUM...! D.U

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Duycan Uzun Abiciğim Konuyla ilgili yapmış olduğunuz detaylı açıklama ile daha güzel bir hal aldı konu. Teşekkür ediyorum

      Sevgi, Saygı ve Hürmetlerimle

      Sil
  3. Böyle olduğunu, hiçbir şeyin değişmediğini hepimiz biliyoruz elbette; ama bunu vaktiyle yazıya dökmüş bugün yıllar sonra da açığa çıkarmış birinin yaptığı kıyası okuyunca daha bir çarpıcı ve üzücü oldu... Sabit kalsa yine bir nebze de sürekli daha kötüye gidiyoruz. Daha bencil daha doyumsuz oluyoruz. Allah sonumuzu hayretsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kalemderi kıymetli yorumlarınız için teşekkürlerimi sunuyorum.

      Sevgi, Saygı ve Hürmetlerimle

      Sil
  4. O kadar geniş bir yorum yapmıştım ki sistemde hata oluştu diye yazıyı gördüm ve gerçekten çok üzüldüm.Ama bir kere göndere basmış oldum.Sevgili Doktor hayat kardeşim.Ben bu yazıyı okudum,ama yorumlamadan asla geçmem,hele ki sizi asla yorumsuz bırakmam.Değindiğiniz konu çok güzel. Bu sefer kısıtlı vaktim olduğu için,hatırladığım kadarıyla yorumumu geçeyim.Aynen sizin gibi düşünüyor,üzülüyor ve hatta bireysel olarak neler yapsaydık insanlık ve ülkemiz bu hala gelmezdi diye çok kafa yoruyorum.Ben hayatım boyunca ezilenden yanayım.Hem keyif içinde yaşayıp,böyle gelmiş böyle gider düşüncesinde olanları çabuk farkederim.Babam bize sinirli tabiatıyla huzur vermese de ,insan olmanın değerlerini biraz da aşırıya kaçarak taaaa içimize kadar yerleştirdi.Analiz yeteneğimin,babamın beslemeleriyle iyi olduğundan neredeyse eminim.Bu mecrada yazılar paylaşırken biribirimizin karakterlerini hafiften de olsa çözdük.Yazı gayet içten bir paylaşım.Ben dinimizin istismar edildiğini sırf öz yeğenimin,evde öğrendiklerini( ki ablam eğitimciydi ve dinine bağlı bir tarihçi)esgeçip,,eşine meyillenip hac ve umre ziyaretlerini rutine bağladığından bilirim.Ama iş akrabalar ve dertlerine gelince kulaklarının sağır ve gözlerinin kör olduğunu üzülerek görürüm.Dünyanın açlıkla ilgili bir çözümü asla getiremediği günümüzde ,ülkemizdeki bu çifte standartları anlamak da mümkün değil.Aslında istatistiksel verilerden çok ne yapabilirizi hiç düşünmedik.En azından bireysel olarak benim vicdanım ne yaparsam biraz da olsa rahatlar demekle işe başlıyabiliriz.Şahsen ben insan içine girdiğim andan itibaren toplum içinde insanların hallerini izleyen biriyim.İstanbulda semtlere göre insanlar nasıl yaşar,hastahaneye düştüğümüzde yan odada kimler var?boş vaktimde onlar için ne yapabilirim?düşüncesini tanıdığım yakınlarımda bile görememenin derin üzüntüsünü yaşarım.Toplum olarak empati yapmayı bilmiyoruz.Ama gün gelir hayat insana çok güzel öğretir,bunu biliyoruz.Ellerine düşünen beynine ve canına sağlık kardeşim.Sevgilerim ve saygılarımla.

    YanıtlayınSil
  5. Öncelikle değerli yorumlarınız ve güzel katkınızdan dolayı şükranlarımı sunuyorum Ece Evren Hanımefendi. Konuyu kendi tutum ve davranışlarım ile pek şekillendirmek istemedim açıkçası durumun 16 yıl içinde bende oluşturduğu intibayı dile getirdim.

    Aradan geçen 16 yıl boyunca oturup kös kös düşünmedim. Elimden geldiği ve kaynaklarımın yettiği ölçüde bu tarz vakaalar da bireysel olarak çalıştım çabaladım. Bunları uzun uzadıya oturup yazmak veya birileri bilsin görsün diye ifşa etmek istemiyorum.İki yıldır uygulamaya koyduğum karar ve bir proje den bahsetmek istiyorum.

    30 gün boyunca çağrıldığım bütün davetleri nazikane bir şekilde geri çevirdim. Sebep: Oturduğum sofrada bulunan herkesin durumu gayet iyi ne hikmetse Ramazan " Sözde Hatırlananların " ayı olsa da birbirini neredeyse her gün gören insanların akşam yemeği ziyafeti şeklini almıştı. Sofrada ne hikmetse " Sözde Hatırlanan " bir kişi dahi yoktu. Hazırlanan ve masraflar yapılan böyle bir sofrada 10 kişi doyarken. Basit bir hesapla bu sofrada ki maliyete 30 tane " Sözde Hatırlanan " insan doyabilir idi. Anladım ki biz böyle sofralarda oturup 30 gün geçireceğimize; "Sözde Hatırlanan" insanların yanlarında bulunarak veyahut onları kendi soframıza dahil ederek daha faydalı bir iş yapacağım kanaatine ulaştım.

    Şimdi birileri şunu diyebilir. Bizler nereden bulacağımız bu insanları, hem çevremde böyle insanlar yok diyebilir. Azıcık ötenize, belki iki sokak ötenize şöyle dikkatli bakarsanız; birileri bizi sofrasına dahil etsin diyen insanları göreceksiniz.

    Sevgi, Saygı ve Hürmetlerimle

    YanıtlayınSil
  6. nsan bir şeyi gerçekten düşünüyor ve yapmak niyetindeyse,mutlaka gerçekleştirecek yolu da bulur.Tüm insanoğlu ve kızının; insan olmanın yüklediği ,rahat yaşamının diyetini ödemesi gerektiğini,içinde ufacık bir Allah sevgisi olan anlar zaten.Umarım yazınız bazılarımızı uykularından uyandırır.Bu mecrada yer edinmeye çalıştığım ilk günden beri ciddi tavrınız ve nezih kişiliğinizle hemen dikkatimi çekmiştiniz.Aynı duyguları,coşkuları taşıyoruz belki hepimiz,fakat siz erdemli kişiliğiniz sayesinde düz fakat konu skalası geniş ;ve hep gereken şekilde paylaşımlar yaptınız.Netten Yazar EÇYA yarışmanızdaki başarınızdan dolayı sizi kutluyor,sağlıklı uzun ömürler diliyorum .Saygı ve sevgilerimle kardeşim.

    YanıtlayınSil
  7. yazınızdan dolayı sizi tebrik ederım..gerçekten insanlığın bittiği yerdeyiz.. ayrıca ramazamda tv programlaını şaşkınlıkla seyredıyorum..insanlık adına milli değerlerimiz dinimizin güzellıkleri adına öğretıleri arada bulasın.. daha geçen gün bır dıyanettnetten bır hocsnın vıdeosunu izledim... islamda kadını dövmek nasıl olmalı dıye... bır de broşür yayınlamış..google da aratıp seyredebılırsın.yayınlayan kanal gerçi reddetmiş logoyu montajlamışlar dıye..akıl ve mantıktan yoksun din mi olur.. ilk emir ne? oku. biz kendımız okumalıyız.. ben gençlık yıllarım da çok tanrılı dinler dahi araştırmıştım .. birbirleri arasında farklılıkları, benzerlıklerı bile keşfetmiştim... araştırma yaparken yaşadığım deneyimler ayrı bir hikaye konusu.. şamanizm de , budizimde bile islamın temel taşlarından izler var.. hatta yoga daki çoğu hareket namaz esnasındaki duraşlarla benzerlıkler taşımakta.. ben her konuya bütünsel bakarım....cennete yada cehenneme gıdıp gitmemek meselesi değil ki mesele.. ne kadar insan kalabildik. biz bu dünyayı cehenneme cevirdıkten sonra cennette yaşama telaşımız nıye.. Bu konu benım hassas oldugum konulardan biri.. yazacak çok şeyim var aslında.... yazınızla benim içimi ısıttınız biryerlerde duyarlı aynı duyguları barındıran insanların yaşadığını bilmek beni umutlandırdı.. sevgi lie kalın:))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Meliha Karayel Hanımefendi kıymetli yorumunuz ve hassasiyetiniz için şükranlarımı sunuyorum.

      Sevgi, Saygı ve Hürmetlerimle

      Sil